20 Ocak 2008 Pazar

.semaverden eve.

.uzun zamandır istiyordum semaver kumpanya'yı izlemeyi.dün akşam kavuştum onlara.2002'den bu yana kocamustafapaş'da çevre tiyatrosun'da başlayıp süren bu maceranın ürünlerinden biri "semaver ve kumpanya".burada daha fazla bilgi vermeden isteyenleri semaver kumpanya sitesine yönlendiriyorum.
bir türlü fırsat yaratamayıp izleyemediğim bu harika oyun üzerine sözler koyamıyorum.evet gidin izleyin.sonra bir daha izleyin.ve sonra bir daha...
tesadüfler silsilesi elbette hemen sona ermedi.yine gevende diyeceğim ama onlar benim bir parçam.onlar olmadan bir eksiğim.94.9 frekansında cumartesi gecesinden pazar gününe geçiş saatlerinde 9numara isimli harika bir program keşfettim.üstelik gevende'nin 2002 yılında yaptığı ev kayıtlarını 1 saat boyunca yayınladılar.tadına doyulmaz lezzetteki bu kayıtlar sabaha değin döndü durdu.kaset bitiyor başlıyor tekrar bitiyor ve başlıyor.sakin bir uyku üzerine sabaha kavuştuğum noktada hala çalıyordu.semaver kumpanyanın etkisi üstüne aşırı doz gevende tozu yutup güzel ve aydınlık bir pazar sabahına ulaştım.
semaver,gevende ve bunlara ekleneceğinden emin olduğum ama henüz tatmadığım çıplak ayaklar kumpanyası.vazgeçilmez üçlü.şiddetle tavsiye edilir.
not:yakın bir zamanda o ev kayıtlarını dijital ortama aktarıp paylaşacağım.değerini bilenlere.

14 Ocak 2008 Pazartesi

koku

.bügün güne değişik kokuların etkisinde başladım.ilgisiz mekanlarda geçmişe dair kokular buldum.korkutuyor bu kokular beni.lise zamanlarımı özlüyorum çok da güzel anlarım olmamasına rağmen.en azından bugünküler öyleydi.geçmişe dokunuyorum.zaman zaman rahatsızlık veren bir tekrar duygusu.yalnız başımayım ama pek de sevmediğim okulumdayım sanki.iletişim kurmadığım insan yığını içerisinde o koku.bir insan ya da mekana ait değil.anlara ait hep bu kokular.korkutucu.o anlara geri dönemeyeceğini bilse de insan ürküyor işte.şimdinin içinde akmayan bir durum yaratıyor.o anlar geri gelmeyecek de olsa ve aslında tam olarak "an" bile olmasalar da geçmişten gelen duygu birikimleriyle yoğurulmuş hatırlamalar.
hatırlamak.hafızamı kaybetmiş gibiyim ama kokuları tanıyorum.anlık gerigidiş-gelişler yaşanıyor o zamanlarda.kokularla bağlantıları kuruyorum.
bitmesi gerek bu yazının.bitti.

12 Ocak 2008 Cumartesi

.stuck.

.beynim yoruldu hatırlamaya çalışmaktan.takıntılıyım.isimler dönüyor anlamsız.sesler var isimsiz.bulacağım.hepsini bulacağım.uyuyamıyorum.uyuyorum ama dinlenemiyorum bu saçma ufak şeyleri bulamayınca.
isim?insanların isimlerini hatırlayamıyorum.hangi harfle başladığını seziyorum ama çoğunlukla yanılıyorum.uğur değil.uğur gibi "u" harfiyle başlama ihtimali olan bir isim.yok bulamıyorum.çarşamba,perşembe,cuma,cumartesi.bu kadar gün geçti.yok.hatırlayamıyorum ama sürekli beynim kurcalıyor.
sesler yeni sesler duyuyorum.sonra aslında hepsinin yeni görünüşlü yaşlı sesler olduğunu anlıyorum ama bulamıyorum.sevgili replikasın ilk dinlediğimde "hayır bu kadar huzurlu bir parça yapmış olamazlar" dediğim,yeni eseri-konser listelerinde adı gomez olsa da resmiyeti olmayan "gomez"-kesinlikle eski bir parçadan araklama.üzgünüm replikas.bu gerçek ama kanıtlayamıyorum.bütün müzik arşivimi baştan sona dinlemeye yıllar gerek.hepsi tek tek incelenip o eskiden yeni yorumlanmış gomez bulunacak.yoruldum.yardım istiyorum.hafızam yordu beni.
edin'e sesleniyorum.hadi kuşburnu toplayalım da demleyip içelim.ama sorun şu ki bu kuşburnu sadece içtiğim andan sonrasında hafızama iyi gelecekse ben bu hatırlayamadığım milyonlarca şeyle boğuşacağım yine.bu konuda bilgi istiyorum.bir de abant'ta topladığımız kuşburnu meyvelerini.demlik benden ocak emel'den kuşburnu edin'den.haydi buyrun soframıza....

5 Ocak 2008 Cumartesi

.noktasız.ilk kez.


yeni projeler içindeyim.o kadar tatmin ediyor ki beni bu durum.devam edilesi geliyor bu aralar her şey. bu proje aklımda var bir süredir.artık ürün haline gelmeye başladı.
tek kişilik oyun.tek başına cesur bir gürüşüm kendimce.tek başıma fanzin çıkartıyorum.kütle olarak da ele gelecek.bunu o kadar çok istiyordum ki artık kimseyi bekleyemem dedim ve sadece kendimle bunu yapabileceğimi hissettim.her şeyi kendisi ben tarafından yapılacak. bu heyecanlı süreci paylaşayım dedim.

1 Ocak 2008 Salı

yol şarkıları sürüm1

benim için gayet önemli bir proje bu yol şarkıları arayışı.bitmedi henüz ki bitmesini de pek istemiyorum.henüz oldukça zayıf bir liste.peki nedir benim "yol şarkıları dediğim?
öyle tınılar var ki başladığı ve bittiği nokta arasındaki geçiş kusursuz.bitmiyor.sanki dakikalar hep ilerliyor.asla başa dönmüyor.şarkı listesini boşaltıp tek bir parçayı koyduğunuzda saatler-günler belki de haftalar boyu aynı parçanın çaldığını değil de dünyanın en uzun melodisini dinlediğinizi sandığınızda bir an durup, "evet bu bir yol şarkısı" dedirten cinsten."yol şarkıları" arayışını başlatan ses bende saklı.gerisine buyrun bakalım...(last.fm de bir kısmını dinlemek mümkün,hepsinin bağlantıları şarkıların sayfasına ulaşıyor)
Tortoise-TNT
Anathema-Release
Devendra Banhart-Ribbon
Change of Plans-Nazi Song
Broken Social Scene-All My Friends
God is an Astronaut-A Moment of Stillness
Kafabindünya-Binlerce Özür
Reverie Fall on All-Clouds in My Room
The Album Leaf-Always For You
Cin Düğünü-Girdap
Yavuz Çetin-Çok İstiyorum
Nekropsi-Yollar
R.H.C.P-Road Trippin'
Green Day-Time of Your Life
Beck-Everybody's Gotta Learn Sometimes
K's Choice-Not an Addict
Bülent Ortaçgil-Kediler
Reamonn-Supergirl
Anathema-Lost Control
Inner-My Philosophy
R.H.C.P-Otherside
Kumdan Kaleler-Evde Yoklar
Dirty Three-Sue's Last Ride
Doves-Friday's Dust
Incubus-Southern Girl
Radiohead-Street Spirit
Jay Jay Johanson-So Tell The Girls That I'm Back in Town
Babazula-Cecom
Ayyuka-CaCa
Ben Harper-Widow of a Living Man
Radiohead-Knives Out(Christopher O'Riley)
We vs. Death-Fieldfire
Beck-Loser
Hrsta-...and we climb
Hrsta-Swallow's Tail
Jose Gonzalez-Teardrop
Jose Gonzalez-Time to Send Someone Away
Cornu-Youpi

31 Aralık 2007 Pazartesi

dokunuş

.güzel tesadüfler buldum hayatta.beni kurtaran.bu yazıda gevende'ye dokunmak istiyorum açıkça.hep içimde tekrarlayan melodilerini elimden geldiğince dile dökmek.onlar değil mesele aslında benim kendimle olan huzursuzluğumda huzuru bulmamı sağlayan küçük şeyler.sadece bu kadar,küçük şeyler.fark edemediğimiz ya da bunun için özel çaba bile sarf ettiğimiz zaman zaman ufacık bir şeyler.nerde olduğunu önemsiz yapan sadece var olduğun için, sabah uyandığın için sebepsizce nefes almaya devam edişini katlanılır kılan.durup bakınca anlamsız gelen bunalımların kadar neşeli hallerin de saçma olabilir aslında-aslında kelimesi çok iyiyüzlü ama kendime yakıştırıyorum çoğu zaman bu çokyüzlülüğü,kabulleniyorum kendim gibi hissettiğim için belki de-ama var olmanın saçma bir şekilde yalanlayamadığım güzel yanı var.sesleri duymak,havayı koklamak,baharın gelişini görmek.bu kadar.umut dolu bir bakış olmaktan başka bir şey bu,huzurla ilgili tamamen(aslında).
geç kalınmışlıklar yanında zamanı doğru isabet ettirebilenler de var hayatta.hepimizin hayatında. neden?binlerce kez neden.sorup da cevaplayamayıp dipleri gördüm.devam ettim bir şekilde. birileri tuttu belki beni belki de kendime gelmemi söyleyen sesler duydum.uyanmalı biraz daha kendimden kurtulmalıydım.kendimden başka her şeyi düşünmeliydim. bu şekilde atlatılabiliyormuş ya da ertelenebiliyormuş birtakım yorucu sorgulamalardan. kaçış denebilir, evet kaçış.fiziksel bir kaçıştan daha erdemli bir kaçış bence.onun da zamanı gelecek.tamamen kendi irademle yapcağım.defalarca tekrarladığım gibi.benim seçimim olmalı.şimdi önemli olan hala devam edebilecek gücümüz varken bir şeyler vermek.kendimden yitirdim saymam hiçbir parçamı giden kalır bende.bunu bilse de gider insanlar.kalanlarla devam ederim.içimde yaşayanlar benimdir.benden başka kimse öldüremez onları.benden daha gerçek olur içimdeki yansımalar.gerçekötesinde değerlidir.
cümlelerim noktayla başlayıp noktayla biter.ben de gevende'yle başlayan nefes alışlarımı onlarla bitireceğim.fazla huzurdan öldü desinler.
gevende

22 Aralık 2007 Cumartesi

grey is the only color i can see

.siyahi tonlarda görüntülerim var.gri ne güzel renk.bunu defalarca ifade etmişimdir.en sevdiğim olması ötesinde en ifadeli renktir gri.nokta.
nefes almakta zorlanıyorum.hem fiziksel hem de içsel.uyuyorum 12 saat ve katlarıyla.uyanığım 20 saat ve katlarıyla. normal tanımlanan bir gün döngüm olmadı hatırladığım kadarıyla uzun zamandır. neden devam edelim ki böyle saçmalaya? bence saçma. gereksiz ve yıpratıcı.
gri üzerine söz yazılmış mı, melodisi var mıdır bunu anlatan, merak ediyorum.bir ara derin bir arayışa gireceğim. şimdilik kendi sözlerimden ötesini bilmiyorum.biraz evimde olmak istiyorum. odam hacmi olan evimde. ev hissiyatını veren.
beyoğlu'ndan her gün daha da nefret ediyorum. bu akşamın güzel saatlerinde huzuru oralarda bulabileceğimi bilsem de yapmayayacağım, gitmeyeceğim.
gevende-nem
ev hissiyatını öldürüyor beyoğlu sokakları. kendi sokaklarımda dolanacağım mümkün olduğunca.
.siyahi tonlar dedim ya, griyi kaybettim aslında. griye yakın ama siyahi tonlar hepsi. gri çelişkilerdir ama gerçektir. gerçek olabilmeyi başaarıp çelişkilerini korkusuzca sergileyendir. sonsuza kadar gri olacak bir yerlerde. gerçeklikler azalacak her gün griyi kimse görmese de o hep kalacak. en gerçek olarak.