saçma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saçma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2010 Pazartesi

.not a hero.

.son 1 aydır bostancı-kadıköy hattına verdikleri sevimli ikarus otobüsleriyle üstüste yolculuk ediyoruz.
.soru1.o kadar ikarus nereden çıktı?
.soru2.garajlarda ne kadar kullanılmayan ikarus varsa en kalabalık hatlara verelim, insanları toplu taşımadan caydıralım politikası mıdır bu yapılan?
.soru3.hakkaten neden ikarus bu hatta verilir?

bu sabah nispeten insani biçimde maceralı bir yolculuk daha yaptım kendisiyle. kaptanımız endişeyle telefonuyla konuşuyordu,çünkü orata kapı kapanmamakta ısrarlydı. yaklaşık 5-10km lik yolu havadar biçimde almıştı,kalanını da öyle alacaktı belli ki. yolculardan biri kendini kahraman sanarak, "ben bir bakayım, ittirsem kapanır diyerek" önce diğer yolcuları ittire ittire kalabalığı yarıp kapıya ulaştı. kahramanlık güçlerini topladı, kapıya abandı, tabi ki kapanmadı. ama rezil olmamak için denedi, denemedi değil.

her gün bir kavga, bir ülkeyi otobüsler ve ulaşım sistemi üzerinden eleştirmece sonra da dahiyane fikirlerle kurtarmaca yanılsamalarıyla çok renkli kadıköy yolculukları.

25 Haziran 2009 Perşembe

.çöplüğünde öten tavuğun fantastik masalı.

.bütün saçmalığım üstümde yine. cümleler ifadeler yitiyor. pek de möhim değil aslına bakarsan. bir terslik var ama o kesin, bir gudubetlik var, bahtsızlık bulutları yakınlarda geziniyor, arada yağdırıyor. ama bir o kadar da kaygısızlıkla birlikte bir keyifli ifade var yüzümde-göstermiyorum da biliyorum var- ferahlık var keza içimde. ama bir o kadar yerinde duramamazlık, sokak çocuğu olma durumu mevcut. ayrıca hala progressive dinliyorum, valla bunalımda değilim. inanmayanları dışarı alalım.
.o zaman mevzusuluktan bunalanlara bundan sonra ki satırlarda umutlanmamalarını yeniden hatırlatarak serbest saçma yazımına devam edelim. bence bu sıcakta yemek yenmez, peki neden yiyoruz, valla bilemedim. kendimi tanımlayacak bir şarkı seçmeye çok yaklaştım ama bu sefer de kadıköy de dolanırken her zamanki gibi bir başıma ne yapacağıma karar veremeden yine sokaklarında kaybolmaya çalıştım. bu kadar da boş-beleş bir insanım dostlar. beni böyle bilmediğini düşünenleri yeniden dışarı davet edebilirim. ben feci insan ayırt ederim, açığımdır, acımam. sevmediğimi sevmem, uzak dururum. rahatsız ederse beni bir kişilik kimseye rahatsızlı vermeden kaçıveririm. faşist deyin isterseniz, tanımsız olmak tercihim ki öyleyim.
.aman yahu, in between dinleyecektim bugün, oldu mu şimdi peyote?

9 Ocak 2009 Cuma

.kediler,bahçenin hayaleti,saçmalamalar.

.evinden çıkmayan asosyal kedi bildiriyor. dışarısı fazlasıyla ürkütücü bir hal almaya başladı. uzun sessizlikler, bunu anlamlandıramayan insanlar. griye yakın bir ruh hali içindeyim belki ama susmak rahat olduğum hal.
.tek başıma olmayı seçmem, ortabahçenin bir köşesine sinmem garip mi? bence değil. sonra kediler var hep zaten etrafımda. korsan, kürklü zibidi, bir de yeni bir kediler. şimdi kedilerden bahsedecektim aslında. bu yeni kedilerden birinin yüzü kediden çok yaşlı bir insan suratı. bakışları, duruşu hep yaşanmışlıklar ve yılların biriktirdikleriyle dolu. çok acayip. bir benjamin button yüzü var onda. onunla bakışmak insanı ürkütebiliyor.
.kedilerle yaşayan yalnız kadınlar gibi hissettim kendimi. ama hayır kedileri çok sevdiğim söylenenmez, sokakta, adada, ortabahçede sevebilirim ama evde değil.
.bu kadar saçma bir yazı daha yazmadım heralde daha önce.

21 Aralık 2008 Pazar

.rapidshare'in karşı konulmaz cazibesi.

.sevgili emektar bilgisayarım garip davranışlar içinde. rapid'den gün boyu bir şeyler indirirken mis gibi bir internet. her şey çalışıyor. sonra bir saçmalamalar. rapid yoksa internetten zırnık koklatmaz. bu saçmalığa bir son diyorum. rapidshare ile bu ortaklık nedir yahu?
.hişt pişt emektar kendine gel de bana izin ver interneti her alanda kullanabileyim!
heyt.