21 Eylül 2008 Pazar

.demiryolu hikayesi.

.bir pazar klasiği haline gelmeye aday bir hareket.
.canım sıkılmaya başlıyor güneşin vedasıyla, gidişini izlemesem de biliyorum karanlığın geldiğini ve güneşin hüzünle el sallamaya hazırlandığını. sonra da aklımda sadece yürümek var karanlığın çağırdığı esintide. demiryoluna doğru hızlı adımlar kaçak bakışlar. tren sesini uzaktan beklemek ve kaçırdığına üzülmek evlerine dönen yorgun yüzlü insanlara tellerin arkasından bakamadan. binmek için değil sesini dinlemek için istasyondan uzakta beklemek trenin gelişini. demiryoluna varınca sokakta yalnız olmak istedim ama hep insanlar vardı evine giden, akşam yemeğine yetişen telaşlarda. arabalar pazar gününe uygunsuz hızlarda hareket etmekteydi hala. ama tren hep aynıydı, insanları da çoğu zaman. hep oradan geçer, benzer sesler verirdi. bir alışkanlıktı hatta bir bağımlılıktı. eve trenle dönüp demiryolunun kenarından yürümekten başkaydı bu pazar çağrısı tren sesinin. sıkıntının nefes alma arasıydı demiryolu kenarına sürüklenişler. işte yine demiryolunun orada, nefes alıp da huzur bulmuş, dinginleşmiş bir haldeyim. hayatın gereklilikler sayfasına geri dönmeden önce son nokta.

1 yorum:

The Oz dedi ki...

yol yazıların ne güzel yahu