sakin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sakin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2008 Pazar

.still have those cds.


.nerdeyse 10 yaşında bir müzik setim var. yıllardan beri istediğim şeydi. ben daha anne karnında müzikle gelişmiş bir insanım annemler sağolsun. bir şekilde hep dinlemişim. hala dinlerim güzel bulduğum ne varsa. eskiden plak varmış, öyle bir teknoloji bizim evimizde olmadı ama babaannemlerde hep batı klasiklerini öyle dinledim. sonra kaset furyası başladı. bizimkilerin de deli bir kaset arşivi vardı. bir de ITT radyo. o küçük evimizin salonunda dururdu. kasetleri de sarardı bir dönem tabi. o hep olan şey zaten. sonra ortaokul zamanında ben onu odama almaya başladım sürekli, sonra benim odada sabitlendi. iyice kendini kaybetti tabi o dönem. ta ki benim kendime ait ve cd de çalan bir müzik setim olana kadar ben öyle 30 senelik walkman ile yaşadım-o da annemin üniversitede sahip olduğu walkman idi. kalemle ileri-geri sarmaca. sonra benim için bir elektronik alet olmayan, en güçlü duygusal bağlarımdan birini kurduğum müzik setim geldi.


.lise zamanlarımda ciddi bir cd arşivi yapmaya başladım, zero'yu keşfettim, zihni'yi keşfettim akmar'a babamdan gizli gitmeye başladığım günlerde. bilgisayar, mp3 çalar yokken ya da en azından ben bunlardan üniversiteye kadar bihaberken ben hala cd alır idim. tabi verilen harçlığı cd, dergi, ikinci el kitaba yatırınca insan hepsine sahip olabiliyor. hala o arşivim genişlemeyi bekliyor, bir yandan da sevgili müzik çalarımın tamirini bekliyordu aslında. sonunda adam gibi hoparlör ile kaliteli bir sese erişmem mümkün. bu beni mutlu ediyor işte, bu kadar basit. güneş de var. bugün pazar, hadi gezelim.

6 Aralık 2008 Cumartesi

.happy bear.

.neden olduğunu bilmiyorum ama insanlardan uzak kalmaya çabaladığım dönem kendi kendine biterken artık insanlar benden uzaklaşıyor. hatta büyük laflar ediyorlar, her şeyi siliyorlar. ben de o kadar sakin duruyorum ki yine eskisine yakın biçimde. kendimle uğraşmayı yeniden ertelerken rahatım, iyi sayılacak kadar kötü olmadığımı biliyorum. keyifli yanlarıyla sarılıyorum, oturuyorum, eğleniyorum, gülümsüyorum hatta uyuyorum. geçmesi gereken bir dönemdi, sıkıntıların arkada kalması gerekliydi. kurtarıcı ya da kahraman aramaya gerek yok. bir film, bir parça, bir ses, bir söz, bir gözyaşı, bir kahkaha, bir bağırış hepsi bu kadardı belki de. biraz daha aldırmaz, üstelemez ve sessiz olmak iyi. sinirlenmeden gülüp geçmek de. mutlu sayılabilirim hatta.
.o zaman güzel şeyler yapayım biraz da.

13 Temmuz 2008 Pazar

.bir pazar hikayesi ve eksik kalan yazılar.

.not1.sevgili gökçe "neden yazmıyor?" diye benim sayfamı açmaktan usanmadıysa, artık tekrar yazıyorum, kaçmadım. ama uzun yazacağım, sabır dilioyorum.

.evet bugün pazar idi. artık bitecek. özel sektörde çalışanların tek tatil günü, tabi eğer şanslılarsa. sabahtan düştüm yola, adaya doğru. evde kimse yok, yaşasın. saat 8.30, vapur gider kınalı ve burgaz'a. elbette burgaz'ı seçtim. bisikletim, çantam ve ben sokaklarında dolandık, durduk, gördük ve istanbul'un bunaltıcı karmaşasından kaçmayı başardık. kuşlar ve poyraz ve deniz sesi. o kadar. araç yok, insan da yok tepelere doğru. kaldırıma oturup yazdım, baktım, kokladım, sustum. dünyanın huzurlu köşesine birkaç saatlik kaçmak yetti. sonra sonra eve gelip, tek başınalığın keyfini bir filmle çıkarayım dedim. mis oldu. sonra sonra, birtakım yavru kediler görmeye gittim. aç kalmış anası ve büyük kardeşleri, hemen kadıköy den 1 kilo mama ile koştum evlerine. 3 fare, siyah- beyaz, ufacık. sonra eve dönüp 1 film daha. adını anmadan geçemeyeceğim ve şiddetle tavsiye edeceğim. "yumurta". türk sinemasının son 10 yılda ürettiklerine hayranım, avrupa da neymiş? "the fall" son zamanlarda izlediğim en vurucu filmdiyse de, yumurta da aklıma kazındı. akıcı ve sakin havayı nasıl birarada verir ki bir film? çok sevdim.

.bugün devendra günüm. yolda dinledim kendimi çimenler üstünde gördüm. doğa ve gitar sesi. yeter. giderek daha bir aydınlık yazmaya başladım.
.neden1. beyoğlu zehirli demiştim, artık gitmiyorum.
.neden2.balık gibi her gün yüzüyorum, heralde hafızam epey yitik, hatırlamayınca huzurlu olabiliyor insan.
.neden3.zorlama ilişkiler yok. kimseyle görüşmüyorum. çok güzel.
.neden4.poyraz iyi geliyor bana. deniz havası geliyor.
.neden5.eskisi kadar hatta daha çok mektup yazıyorum ve yine susuyorum.
.hayat güzelmiş. artık grilik o kadar da baskın değil. ama gri hala en sevdiğim. biraz da gülümsemek gerek.