sabah vaktine giden saatler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabah vaktine giden saatler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2008 Cuma

.ıslak gün,miskin kedi.

.kendime dair tespit.1.yazıları biriktirip biriktirip yazıyorum. zaten okuyan yok bir de uzun olsun iyice can sıkıcı hale gelsin.

.çarşamba sabaha karşı yatarken-kronik uykusuz halleri-üşüdüm. pencere açık, bir fırtına havası. güneş doğmadı bu sefer üstüme, yağmur seslerine uyandım. 1 haftadan fazladır istanbul'da olmak yeteri kadar cansıkıcı iken, bir de havanın bunaltıcı olması üstüne şehir arındı pisliklerinden, metaforik olarak, saflaştı bir nebze. insanlar ıslanmayı istemez çoğu kez, oysa damlaların getirdiklerini bilmediklerindendir bu ürkeklikleri. ıslanan yerlere basan çekingen adımlarla korunduklarını sanarlar çamurdan, sudan.vapurun arka güvertesi boş, oturacak yerleri ıslak, insanlar sıcak ve kuru yerler arayışında, oysa aylardır sıcaktan şikayet ederken tek istedikleri yağmurdu çoğunun, biraz esinti, serin bir hava. ıslak havanın ev hali de bir başka oluyor tabi. miskin kedi misali evde sıcak yatakta kahvaltı üstü uykusu çekiyor canım. sonra bu miskin kedi hali hoşuma gidiyor bir yandan, kedi olmak istiyorum. sonra yağmura çıkıyorum ıslanmaya, sokaklarda sulara girip çıkmaya, gülmeye, eğlenmeye, çocuklaşmaya. miskin kedi olamyı unutuyorum. daha çok sudan çıkmış balık halindeyim. unutkan, mutlu, ıslak ve seyyah. yürüyorum, sokaklar özgürlük. miskin değil sadece unutkanım bir balık kadar. mutluyum sustuğum kadar.
hadi bugünlük kısa oldu kurtuldunuz benden.

4 Mayıs 2008 Pazar

.sayılar.

jüri öncesi ıvır zıvır işler;

cumartesi sabah 10.00-pazar gece 23.30

uykusuzluk:44 saat
çay:30
o şarkı:210
tuvalete gitme sayısı:40
aynı anda interaktif konuşulan insan sayısı:10
can sıkıntısından fotoğraf işleme sayısı:20
copy-paste(bağlantı, çizim vs.):50

sonuç: proje seneye kalsın.

.zaman beklemez.


.gökyüzünde kara bulutlar var. yağmur havası, çok da alışılmış olandan değil ama. hafif bir esinti. saatlerdir uykuyu arzulamayan bünyemle huzursuzluğu erteleyen çalışma tempom yüksek. gecenin sabaha varacağı anlarda bir dostla olan uzun konuşmalardan sonra sevgi ve umut tekrar belirebildi. üstelik çok basitti her şey. olması gerektiği gibi hayatın. basit düşünmek gibi. derinliği kaybettirmeyen basitlik. sonra bir ses geldi dosttan. dosttan öte varlıktan. saatler boyu kulağımda. hala dönerken tek şarkı umudu bulabildiğimi hissettirdi tekrar bana. huzura yakınlık durumu. tek bir fotoğraf karesi ve sesler içinde kaybolan umutsuzluk. o kadar saf, naif ve bir o kadar olgundu. benden çıkamayacak kadar huzur doluydu. ve benim içimde. onun varlığıyla birleşen dünyam tekrar döndü küçük şeylere.

.umudum(uz) olsun bugün.

.düşmeyen gözyaşı.

.ağlamak üzereydi düşerken. düşleri kaybolmakta ya da siyaha dönmekteydi. kalktı tekrar koşmaya başladı. oysa gücü yoktu nefes almaya dahi. şimdi nefesini kaçmaya harcıyordu. sokaklar karanlık, evler sessiz, insanlar dinlenmekteydi. güneşin doğuşunda her şeyin değişeceği umuduyla uyumaya çalıştı o da. değişen tarihler, saatler, günler hiçbir şeyi değiştirmemişti. hala düşerken ağlamak üzere olması hissiyatı güçlüydü ondan. kazanan ya da kaybeden yoktu ama bir savaş olduğu belliydi. kalem kağıttan daha anlayışlısı yoktu etrafında. ya da etrafında kimse yoktu. bunu istemişti belki de. itmişti her şeyi bir yana.
.gözyaşları donup donup kalıp hayatın içinden yitiyor. ansızın gelip giden hislerin yaralarına değerek. kızamıyor, bağıramıyor, haykıramıyor. sadece biliyor. gerekenden fazlasını ve gerçekleri .cesaret edemediği ifade etmek sanki. korktuğu kendisi sadece.
.küçük anlarda gülümsemekyi başarıyordu ama içinde birikenlerin bir gün çağıldayarak akmasını an meselesiydi. yine de işler ve sorumluluklar arası gidiş-gelişler tutunacağı bir daldı kendi şelalesinden denize düşüşünü engelleyen. ama sadece şimdilik.

28 Şubat 2008 Perşembe

kopuk satırlar

.uykuya birkaç gündür yenik düşmenin verdiği gecikmelerle aklımdaki satırları yitirdim. uzun zamandır müzik dinlemediğimi fark edip yine gevende'ye döndüm. kesinlikle bıkmayacağım. tekrar tekrar ev diyeceğim. aslında bambaşka şeyler yazmak ya da hiç yazmamak üzereydim.

eğer bir yerde afişler eksiliyorsa bilin ki sorumlusu benim. binbir uğraş asılan afişleri çalan benim. gurur duyulası bir durum hatta dile gelmesi gereksiz bir durum olarak da kabul edilebilir. dayanamıyorum. hepsi benim odamın çirkin renkli duvarlarını sokak görüntüsüne getirsinler. ses bağımlısı, afiş hırsızı, atölyedeki proje sonrası kalem, cetvel ve muhtelif çizim gereçleri sahiplenicisi olaraktan listem kabarık epey. ortalıkta yalnız başına duran maddelerin çekimine kapılıyorum. onlarla iletişim kuruyorum.

bugün insanlardan nefret etme günümdü. tek istediğim yalnız kalmak iken yanımda bitiveren birtakım yüzler, sokaklarda üstüme üstüme gelenler, vapurda kitap okuma çabasındayken bağırarak konuşan insanlar. hepsini doğa üstü güçlerimin olmasını dileyerek zamanımın dışına itmek istedim. bana fazla yanaşmanızı önermem, zehirli olabilirim. şu anda yine sabaha değin evde dolanacağımı biliyorum. yine karanlık bir yerlere girmeye başladım. çok karanlık. birtakım sesler beni çekiyor.